25 Kasım 2009 Çarşamba

PMS HASTALIĞI HAKKINDA BİLGİ

PMS Nedir?

pms_3 yani adet öncesi sendromu, adet döngüsünün son dönemimde ortaya çıkıp kanamanın başlamasıyla hızla düzelen vücutla ilgili, bilişsel, duygusal ve davranışsal bozuklukları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

PMS’de görülen birçok semptom organik ve psikolojik hastalıklarda da görülebilir. Bu nedenle şu özellikler mutlaka aranmalıdır:


• Organik bir neden olmamalıdır.
• Semptomlar dönüşümlü olmalı ve adet çevriminin ikinci yarısında ortaya çıkmalıdır. Ancak her çevrimde bu belirtiler aynı şiddette görülmeyebilir.
• Çevrimin ilk bölümünde en az yedi gün tamamen normal olmalı ve belirti görülmemelidir.
• Kanamanın başlaması ile semptomlar kaybolabilir.
• Ergenlik öncesi, menapoz sonrası ve gebelik döneminde görülmemelidir.
• Kanama şart değildir. Yumurtalığı korunmuş ancak rahmi alınmış kadınlarda da görülebilir.

PMS’ten sözedilebilmesi için hastanın yaşam ve iş kalitesini etkileyecek düzeyde olmalıdır.PMS tanısının konabilmesi için adet öncesi dönemde görülen şikayetlerin normal yaşam aktivitesinde değişikliklere neden olması gerekmektedir.

Meme hastalıkları ve jenital hastalıklar PMS ile karıştırılabilir. FSH ve LH hormon düzeylerinin ölçümü özellikle menapoz değerlendirilmesi açısından önemlidir. Ayrıca psikiyatri konsültasyonu gerekebilir.

Premenstrual sendrom bazen tüm vücut sistemlerini etkileyebilir ve bu durumda her organa ait belirtiler meydana gelebilir. PMS belirtileri hafif adet öncesi belirtileri şeklinde olabilir, doktora başvuracak kadar ancak dayanılacak şiddette olabilir, ve iş kaybına, sosyal ilişkilerde sorunlara, kişide depresyona yol açacak kadar şiddetli olabilir.

PMS baskın olan şikayetlere göre 4 alt grupta incelenir,

1.PMS-A: Anksiyete, , sinirlilik , gerginlik
2.PMS-H: Kilo alma, meme ağrısı, karında şişme, ödem
3.PMS-C: İştah artması, tatlılara istek, migren, yorgunluk
4.PMS-D: Depresyon, unutkanlık, kolayca ağlama, sersemleme

Yapılan çeşitli çalışmalarda öfke, çökkünlük, bunaltı ve mizaçta dalgalanmalar, gerginlik, sinirlilik en sık görülen psikiyatrik belirtiler arasında yer alırken meme hassaslığı, şişkinlik, yorgunluk ve karın ağrısı en çok görülen fiziksel belirtilerdir. Pek çok kadında kilo alımı ve adet öncesi şişkinlik, ödem görülür. Çoğunda kilo artımı 1-2 kg’ dan fazladır.

PMS, üreme dönemlerindeki kadınlarda gözükürken, nadiren ergenlik döneminden önce ve menapozda da görülebilir. Sıklıkla 30-45 yaş arası kadınlarda görülür. Genetik bir eğilim söz konusudur, ancak sosyal ve ırksal farklılıklar göstermez. Doğum kontrol hapı kullananlarda belirtiler şiddetlenebilir.

PMS’te ilaçla tedavi yöntemleri dışında egzersiz ve beslenme düzeni ile tedavi sağlanabilir. Egzersiz yapan kadınlarda kızgınlık ve depresyonda azalma olur aynı zamanda endokrin sistem de etkilenir. Efor sarfetmekle kortizon, testesteron, prolaktin, B-endorfin ve GH artarken östrojenin metabolik akışı hızlanarak kan düzeyi düşer.
Egzersiz ile meme hassasiyeti, stresin azaldığı gözlenmiştir dolayısıyla bu azalma harcanan fiziksel enerji ile bağlantılı bulunmuştur. Yetersiz beslenme PMS nedeni değildir. PMS’lu kadınların premenstruel dönemde tuz ve karbonhidratı fazla tükettikleri söylenmektedir. Sık ve az yemek, az yağlı, karbonhidratlardan zengin, alkolsüz ve kafeinsiz bir diyet önerilmektedir. Tıbbi tedaviler ve ilaç kullanımı için hekimlere başvurulmalıdır.


24 Kasım 2009 Salı

DİŞLER NASIL FIRÇALANMALIDIR, DİŞ FIRÇALARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER...

Ağız ve Diş Sağlığı

Ağız ve diş sağlığı; Beslenme, Konuşma ve Estetik açıdan önem taşır.
Ağız ve diş sağlığı bozulan kişi yiyecekleri yeterince öğütemez, konuşurken sesleri çıkarmakta zorlanır ve (kaybedilen dişlerin yerine göre) estetik olarak hiç hoş olmayan bir görünüm söz konusu olur. Bu nedenle sistemli ve yeterli bir ağız - diş bakımı gereklidir.

Ağız bakımında en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Yeterli zaman ayırarak, sistemli bir şekilde yapılan bakım ile birçok sorunun oluşmasını engelleyebilirsiniz.
Biz diş hekimlerine düşen görev ise 6 ayda bir yapılan kontrollerle yapılan bakımı denetlemek, gözden kaçan - ihmal edilen - bölgeleri izleyip temizlemektir.
Günümüzde, çağdaş ülkelerde Tedavi edici hekimliğin yerini Koruyucu hekimlik almıştır. Özellikle dişhekimliği gibi mecbur olunmadıkça gitmekten kaçınılan, ancak son ana gelindiğinde de sevimsiz ve pahalı bir yığın tedavi gerektiren bir dalda, Koruyucu - Önleyici hekimliğin ne denli faydalı ve başarılı olacağı ortadadır.

Ağız bakımında neler, nasıl kullanılmalıdır?

1. Diş fırçası : İyi bir diş fırçası baş kısmı kısa, düz saplı ve orta sert naylon kıllardan üretilmiş olmalıdır. Elektrikli diş fırçalarının dişleri daha iyi fırçaladığı söylemek doğru olmaz.

Doğru Diş Fırçalama:
Diş temizliğini asıl diş fırçası yapar, diş macunu değil. Diş macunu, aşındırıcı ve köpürücü özelliği ile bakteri plağını gidermeyi kolaylaştıran, ağıza hos bir koku veren ve fırçalamayı zevkli hale getiren bir yardımcıdır.
Diş fırçanızı kullandıktan sonra iyice yıkayın ve bir bardak içine, fırça başı yukarıda olacak sekilde koyup açıkta kurumasını sağlayın. Doğru bir şekilde kullanıldığında, bir diş fırçasının ortalama ömrü 2,5 - 3 ay dır.
Diş Macunu seçiminde en ideali piyasada bulunan tadı ve kokusu hoşunuza giden bir ürünü kullanmaktır.Ancak öyle reklamlarda sunulduğu gibi birkaç santim değil her fırçalamada sadece bir nohut büyüklüğünde macun kullanmanız yeterlidir.
Diş fırçalamada hedef, dişlerin yüzeylerindeki besin artıklarını ve bakteri plağını tümüyle ortadan kaldırmaktır.
Bu amaçla diş fırçası diş ile dişetinin birleştiği yere 45 derece açıyla yerleştirilir.

Dişetinden dişe doğru ( üst çenede yukarıdan aşağıya, alt çenede aşağıdan yukarıya doğru ) dairesel hareketler yapıldıktan sonra fırça döndürülerek, kılların süpürme hareketi yapması sağlanır. Sonra, bir fırça boyu öne getirilerek aynı hareket tekrarlanır ve diğer tarafın sonuna kadar ilerleyerek çenedeki bütün dişlerin dış yüzeyleri temizlenir. Ancak, ayni şekilde dişlerin damak taraflarının da fırçalanması unutulmamalıdır.
Son olarak, dişlerin çiğneyici yüzeyleri, ileri geri hareketlerle fırçalanır. Bu fırçalama yönteminde, genellikle ilk birkaç gün bilek ve ön kol kasları döndürme hareketinden dolayı yorulabilir, fakat kısa sürede alışkanlık kazanılır.
Diş fırçalarken yapılan en önemli hata, diş fırçasını çok sert ve aşırı bastırarak kullanmaktır. Fırçalama sırasında dişetini zedelememeye özen göstermek gerekir.

2. Diş macunu : Diş fırçasının mekanik fırçalamasının etkisini arttırır. Burada çok sık sorulan bir soruya da cevap vermek gerekiyor. Bize göre "En iyi" ya da "İdeal" bir diş macunu yoktur. En iyi diş macunu size diş fırçalamayı bir zevk haline getiren,tadı ve kokusu hoşunuza giden diş macunudur. Ancak zaman zaman diş macununuzu değiştirmeniz devamlı aynı aşındırıcı maddeye maruz kalmanızı önleyecektir.

3. Diş ipleri : Diş fırçasının tam temizleyemediği diş ara yüzeylerini temizlemekte kullanılır.

4.Ağız gargaraları : İçerdikleri maddelere göre ağızda (özellikle fırçanın ulaşamadığı yerlerde) bulunan mikroorganizmaların aktivasyonunu engeller, ağızda mevcut bakteri sayısını azaltır ve buna bağlı olarak ağız kokusunu ortadan kaldırırlar.Ancak unutmayın ağzı çalkalamak, bakteri plağını yerinden oynatmaz. Ağız gargaraları diş fırçalamanın ve diş ipi kullanımının yerini tutamaz, sadece artı bir koruma ve bakım yöntemidir.

5. Diş arası fırçaları: Diş araları ile köprü altlarını temizlemekte kullanılan özel yapılı fırçalardır.

23 Kasım 2009 Pazartesi

YEDİKLERİNİZ KAÇ KALORİ, KALORİ BELİRLEME TABLOMUZ

Meyvalar

Miktar Kalori Yağ Lif Protein Carb. Sod. C Vit.
Armut 1 Adet 100 0.5 gr 4 gr 0.5 gr 25 gr 0 6.5 mg
Avokado 1 Adet 323.5 31 gr 10 gr 4 gr 15 gr 20 mg 16 mg
Çilek 1 Kase 45.5 0.5 gr 3.5 gr 1 gr 10.5 gr 1.5 mg 86 mg
Elma 1 Adet 81 0.5 gr 3.5 gr 0 21 gr 0 8 mg
Erik 1 Adet 100 0.5 gr 4 gr 0.5 gr 25 gr 0 6.5 mg
Greyfurt 1/2 Adet 41 0 1.5 gr 1 gr 10 gr 0 44 mg
Karpuz 1 Kase 48.5 0.5 gr 1 gr 1 gr 11 gr 3 mg 12 mg
Kiraz 1 Kase 104 1.5 gr 3.5 gr 1.5 gr 24 gr 0 10 mg
Kivi 1 Adet 46.5 0.5 gr 2.5 gr 1 gr 11.5 gr 4 mg 74.5 mg
Limon 1 Adet 21.5 0.5 gr 5 gr 1.5 gr 11.5 gr 3 mg 83 mg
Mandalina 1 Adet 37 0 2 gr 0.5 gr 9.5 gr 1 mg 12 mg
Muz 1 Adet 108.5 0.5 gr 3 gr 1 gr 27.5 gr 1 mg 10.5 mg
Nektarin 1 Adet 66.5 0.5 gr 2 gr 1.5 gr 16 gr 0 7.5 mg
Portakal 1 Adet 61.5 0 3 gr 1 gr 15.5 gr 0 69.5 mg
Şeftali 1 Adet 42 0 2 gr 0.5 gr 11 gr 0 6.5 mg
Üzüm 1 Kase 58 0.5 gr 1 gr 0.5 gr 16 gr 2 mg 3.6 mg




































































AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI İÇİN BİLGİLERİMİZ, AĞIZ SAĞLIĞINIZ VE DİŞLERİNİZ HAKKINDA ÖNEMLİ GERÇEK BİLGİLER

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

Agız ve diş sağlığı, genel sağlığımızın çok önemli bir parçasıdır. Düzenli yapılan çürük kontrolleri ve diştaşı temizliği, oluşabilecek sorunların erken teşhisini ve dişlerin ağızda uzun vadede sağlıklı kalmasını sağlayacaktır.


Pedodonti:

Çocuklarda çürük önleyici izolasyon dolguları (fissür sealant), flor uygulamaları, oluşabilecek ortodontik problemlerin erken teşhisi ve önlenmesi...

Çocuklarda diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması ve beslenme şeklinin düzenlenmesinin yanısıra, düzenli diş hekimi kontrolleri yapılmalıdır. Topikal flor uygulamasıyla çocuğun daimi dişlerini güçlendirebilir, küçük ve büyük azı dişlerine uygulanan fissür örtücü denilen izolasyon dolgusuyla çürümeyi engelleyebiliriz. Geçici olduğu için pek fazla önemsenmeyen süt dişlerinin sağlığı çok önemlidir. Süt dişlerindeki çürükler, hem ağrıya sebep olmakta hem de daimi dişlere zarar vermektedir. Erken süt dişi kaybı, çocukların daimi dişlerinin çapraşık olmasının en önemli sebeplerinden biridir.

Periodontoloji:

Dişeti hastalıklarının tedavisi amacı ile diştaşlarının temizlenmesi, cerrahi tekniklerle hastalığın tedavisi....

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri çevreleyen destek dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Dişeti hastalığının en önemli sebebi "bakteri plağı"dır. Hergün düzenli ve yeterli fırçalama yapılmazsa, tükrük içinde bulunan kalsiyum, bakteri plağıyla birleşip sertleşerek dişler üzerine yapışır ve diştaşı (tartar) dediğimiz yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar. Dişeti hastalığının bu erken dönemine" gingivitis" denir. Bu dönemde dişetleri kırmızıdır,kanamalıdır ve hacim olarak büyümüştür.Bu hastalık tablosunun ilk sinyallerini fark eden hasta hemen hekime başvurursa bu aşamada yapılacak diştaşı temizliğiyle dişetlerinin tedavisinde yüksek başarı sağlanır. Belirtilerin ihmal edilmesi durumunda hastalık ilerler, dişetindeki iltihap çene kemiğine ulaşır ve erimesine neden olur. Bu durumda cerrahi tedaviler gerkebilir. Dişeti iltihabının neden olduğu diş kayıpları, çürüklerin neden olduğu diş kayıplarından daha fazladır. Periodontal problemlerin önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir.Günlük ağız bakım işlemleri (diş fırçalama ve diş ipi kullanma) diştaşı oluşumunu en alt düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Dişler sabah akşam 2 dakika süreyle fırçalanmalı ve düzenli olarak diş hekimi tarafından kontrol edilip temizlenmelidir.

Konservatif Tedavi:

Çürük tedavileri, amalgam ve estetik dolgular...

Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve karbonhidratlı yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturur. Bu asitler dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına neden olurlar. Konservatif tedavi, çürüklerin erken dönemde tedavilerinin yapılarak ilerlemelerinin durdurulmasını ve oluşan diş maddesi kayıplarının estetik, fonksiyonel ve ağız dokularına uyumlu bir şekilde tedavi edilmesini amaçlar.

Endodontik Tedavi:

Kanal tedavileri...

Dişin sert dokusunun içinde, kökün en ucundan giren kan damarları ve sinirlerin (pulpa) bulunduğu dişe hayat veren küçük bir odacık vardır. Dişlerin büyümesini ve sürmesini sağlayan bu yapı, çürüme meydana geldiğinde alarm görevi de görmektedir. Erken safhada tedavi edilmeyen diş çürükleri ilerleyerek pulpaya ulaşır ve burada iltihabi değişimlere neden olarak şiddetli ağrılar oluşturur. Daha sonraki aşamada bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Böylelikle ortaya çıkan toksinler (zehirler) kök ucundan sızarak çene kemiğine yayılır. Çene kemiğinde oluşan iltihap dişin kaybına, çevre dokularının da harabiyetine neden olur. Bu safhaya gelmeden önce dişi ve çevre dokuları koprumak için hastalıklı pulpa dokusunun alınmasıyla diş kurtarılabilir. Pulpa dokusu anestezi altında temizlendikten sonra, kanallar genişletilip dezenfekte edilir. Tüm bu işlemlerden sonra pulpa odasının içi özel maddelerle kök ucuna kadar doldurulur. Sanıldığının aksine bu işlemler ağrısız gerçekleşmekte ve tedavi edilen diş uzun yıllar ağızda kalmaktadır.

Cerrahi:

Diş çekimleri, komplikasyonlu ve gömük diş çekimleri, kist operasyonları, rezeksiyon, vb. cerrahi operasyonlar...

Gömük 20 yaş dişleri: Bu dişler akıl dişleri olarak da adlandırılır ve tam ya da yarım gömülü kaldığında iltihaplanmaya ya da bir kiste sebep olabilir. Ya da diğer dişleri öne doğru iterek dişlerde çapraşıklıklara yol açabilir. Uzun süre hiç belirti vermezken, aniden şiddetli ağrılara, çenelerde kitlenmeye ya da yüzde şişmeye sebep olabilir. Bu dişler kontrol edilmeli ve gerekli ise çekilmelidir. Çekim küçük bir operasyonla gerçekleştirilir.

Protez:

Kuron ve köprü protezleri, total (tam) ve iskelet (kancalı) protezler, Hassas tutuculu protezler...

Protez; eksik bir organı yerine koyma anlamı taşımaktadır. Dişlerin ve çevre dokuların çeşitli sebeplerle madde kaybına uğradığı ya da tamamen kaybedildiği durumlarda, hastaya kaybolan fonksiyonlarını geri kazandırmak ve bozulan estetik görünümü düzeltmek, protezin amacıdır.

Eksik bir diş diğer dişler için ciddi bir tehlikedir. Estetiği bozduğu tartışılmazdır, ancak daha önemlisi, dişin kaybından kısa bir süre sonra boşluğu sınırlayan dişler doğal olarak boşluğa doğru eğilir. Ayrıca karşı çenedeki boşluğa denk gelen dişler üzerindeki basıncın ortadan kalkması, zamanla onların boşluğa doğru uzamasına ve hatta dökülmesine sebep olur. Sadece komşu dişler değil, diğer dişler de bu konumdan etkilenir ve çene eklemi, baş ve kas ağrıları ortaya çıkabilir. Kısacası boşluk ne kadar kısa sürede kapatılırsa o kadar iyidir.

Protezler genel olarak iki türlüdür:

  • Ağızda kalan dişlerin üzerine yapılan (dişler küçültülerek) ve hasta tarafından çıkarılamayan kuron, köprü gibi sabit protezler
  • Hasta tarafından takıp çıkarılan hareketli protezler (tam ve yarım protezler gibi)
Tam protezler, hastanın ağzında hiç diş bulunmadığı zaman yapılan protezlerdir.

Yarım protezler, hastanın mevcut dişlerine kroşe dediğimiz kancalarla tutturulur. Ya da estetik olması için ağızdaki dişler kaplanarak onlara yerleştirilen çıt çıt, sürgü gibi hassas tutucular kullanılarak yapılır.

Ortodonti:

Diş çapraşıklıklarının ve çene anomalilerinin düzeltilmesi...

Kalıtım, gelişim yetersizliği, çeşitli yanlış alışkanlıklar (parmak emme, biberon ve yalancı meme gibi faktörler) sebebiyle oluşan bozuklukların tedavisi ortodontinin konusudur. Sadece dişlerde çapraşıklık varsa, yaş faktörü önemli değildir. Her yaşta dişlerin düzeltilmesi mümkündür. Ancak kişinin kemik yapısıyla ilgili (iskeletsel) bir problem söz konusu ise, tedavisi ergenlik çağına kadar yapılır.

Dental Implantlar:

Diş implantları, kaybedilen dişlerin yerine çene kemiği içine yerleştirilen ve kemik ile kaynaşarak doğal diş kökü görevini gören metal yapılardır. Bu metal yapılar doku dostu olan titanyumdan yapılır ve hiçbir yan etkisi yoktur. Tek diş kayıplarında boşluğun doldurulması için yandaki dişleri küçültüp 3üye köprü yapmak yerine, diğer dişlere dokunulmadan boşluğa implant yerleştirilir ve üzeri 1üye kuronla kaplanabilir..

Azı dişlerinin kayıplarında, takıp çıkartılan protez kullanmak yerine bu bölgeye uygun sayıda implant yerleştirilerek sabit köprü yapılabilir... Dişsiz ağızlarda, özellikle alt protezi ağızda durmayan kişilerde meydana gelen çiğneme, konuşma ve psikolojik bozuklukların giderilmesi için de implant uygulanır. Iki seçenek vardır: Ya ağıza yeterli sayıda (6-8) implant yerleştirilip sabit köprü yapılır, ya da çenenin ön bölgesine 2-4 implant yerleştirilerek protezin daha stabil oması sağlanır. Implant uygulaması için öncelikle bir çene filmi çekilir ve uygulama için yeterli kemik olup olmadığı incelenir. Uygun şartlar varsa implant yetişkin her insana yapılabilir ve başarı şansı çok yüksektir.

Estetik Diş Hekimliği:

Ayrık dişlerin kapatılması, gülme sırasında görünen dişetinin uzunluğunun ayarlanması, koyu renkli dişlerin renklerinin açılması, kısacası estetiği olabildiğinin en iyisine ulaştıracak uygulamalar, estetik diş hekimliğinin konusudur. Bu bağlamda porselen laminate, empress, estetik kozmetik dolgular, diş beyazlatma (bleaching) gibi uygulamalar yapılmaktadır.

Diş beyazlatma (Bleaching):

Diş beyazlatma, dişlerin yapısındaki renklenmeleri ortadan kaldıran bir işlemdir. Diş renklenmelerinin çeşitli sebepleri olabilir. En yaygın nedenleri; kahve , çay, kola ve sigara gibi leke yapıcı maddelerin kullanılması, travma, yaşlılık, tetrasiklin renkleşmesi, eski kaplamalar, sinir dejenerasyonu vb. gibi nedenlerdir. Diş beyazlatma işlemi uygun şekilde ve diş hekimi kontrolünde yapıldığında diş ve dişetlerine zararsızdır.Ancak tedavi sırasında dişlerde hassasiyet (özellikle soğukta), dişetlerinde kızarma ve hassasiyet meydana gelebilmektedir. Fakat bu geçicidir ve tedavinin bitimiyle birlikte, birkaç gün içinde bu şikayetler ortadan kalkmaktadır. Ağartma işlemi için iki yöntem vardır:

  • Ev ağartması (home bleaching) denilen yöntemde, hekim ağızdan ölçü alır, bunlara uygun kalıplar hazırlanır. Hasta bu kalıbın içersine ilacı yerleştirerek dişlerin üzerine takar (en az 6-8 saat ve tercihen uykuda). Işlem dişin rengine bağlı olarak 1-4 hafta içinde biter.
  • Office bleaching denilen, muayenehanede hekim tarafından yapılan ağartmadır. Hekim ilacı dişler üzerine uygular, ışık kaynağı kullanılarak dişlerin beyazlaması sağlanır.Yine dişlerin durumuna göre bir veya birkaç seansta dişler beyazlar.
Diş beyazlatma işlemi, hamile ve çocuklar hariç her

SİVİLCELERDEN KURTULMA, SİVİLCELERE SON, SİVİLCESİZ HAYAT, SİVİLCEYE SON

Sivilce (Akne Vulgaris)

Sivilce, dermatolojik adıyla akne vulgaris, toplumda en sık karşılaşılan cilt hastalığıdır. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerde % 80-90 oranında rastlanmaktadır ve hemen hemen herkes hayatı boyunca en az 3-5 kez sivilce çıkarmaktadır.


Bu sık görülen hastalık hem fiziksel olarak görüntüyü bozmakta hem de bu görüntü bozukluğu psikolojik bozuklukların artmasına neden olmaktadır. Tedavi edilmediği takdirde uzun yıllar, hatta bir ömür boyunca devam edebilen bir hastalık haline dönüşmektir.

En sık karşılaştığımız 12-18 yaş gurubundan başlayarak, uygun tedavi alışkanlıkları ve tedavileri, hastanın cilt tipine ve hastalığın şiddetine göre uygulanmalıdır. Sivilce sadece yüz bölgesinde değil aynı zamanda sırt, göğüs, boyun gibi vücudun diğer bölümlerinde de çıkabilir.

Aknelerinizden kurtulmak için ne yapabilirsiniz ?
Yardım için bir eczacıya veya doktorunuza başvurmanın yanısıra, aknenizi etkileyecek şeylerden uzak durarak da kendinize yardım edebilirsiniz.

Sadece yıkamak tek başına akneyi iyileştirir mi ?
Sadece yıkamak aknenizi iyileştirmeyecektir. Tüm yaptığı deri yüzeyini aşırı yağlanmadan uzak tutmaktır.Deriyi temiz tutmanın kesinlikle birtakım yararları olmakla birlikte, aşırı temizlemeye dikkat edin. Belli bir miktar sebum, derinin, çok fazla kurumasını önlemek için gereklidir; dolayısıyla aşırı yıkama ve ovuşturma yarardan çok zarar getirebilir. Tavsiye: Sade ve parfümsüz bir sabun deneyin. Eğer kullandığınız sabun derinizi tahriş ediyorsa, başka bir sabun deneyin.

Kozmetik ürünler akneyi artırırlar mı ?
Genç kızlar arasında, aknelerini makyaj ile gizlemeye çalışma eğilimi vardır. Bu, lekeleri nadiren kapatır ve deri gözeneklerini tıkar - bu neredeyse aknenin daha da kötüleşmesini garanti altına alan bir durumdur. Eğer makyaj yapmak istiyorsanız, hafif makyaj yapın ve soğuk krem değil hafif ve yağsız bir losyon deneyin.
Tavsiye: Yüz pudraları, dudak boyaları, göz kalemi, eyeliner ve rimel kesinlikle akneye neden olmaz ve nadiren deriyi tahriş eder.

Eğer akne varsa kaçınılması gereken herhangi bir yiyecek var mıdır ?

Tıbbi araştırmalar, akneye yol açan herhangi bir özel yiyecek türüne işaret etmemektedir. Fakat eğer herhangi bir yiyeceğin ani akne atakları ile ilişkili olduğunu düşünüyorsanız, o zaman bir süre bundan uzak durun ve neler olduğunu gözleyin. Yiyecekler konusunda genel olarak, vücudunuz ve onun içten içe akne ile savaşma yeteneği için ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin yararlı olacağı söylenebilir.

Başka şeyler aknenizi kötüleştirebilir mi ?
Her türlü yağa maruz kalmak (örneğin, mekanik olarak), tıpkı diğer endüstriyel kimyasallar gibi akneye neden olabilir. Fırın içi gibi çok yüksek sıcaklıklar aşırı terlemeye ve aknenizin kötüleşmesine neden olabilir. Öte yandan, güneş ışığı lekeler için iyidir ve akneniz yaz aylarında daha kolay iyileşir. Bununla birlikte, önceden doktorunuzun tavsiyesi olmaksızın çok uzun süre güneş banyosu yapmaktan veya solaryumda kalmaktan kaçının.

Aknenin kötüleştiği dönemler var mıdır?
Evet, çok fazla stres ve endişe sıklıkla aknenizi kötüleştirebilir. Öğrenciler genellikle, aknelerinin sınav öncesi veya sınav dönemlerinde arttığını farkederler. Bunun yanında insanların stres altında iken akneleri ile oynama alışkanlıkları vardır.

Adet kanaması akneyi etkileyebilir mi ?
Evet, menstürasyonun başlamasından 7-10 gün önce aknelerin kötüleşmesi ender rastlanan bir durum değildir. Bu, hormon seviyelerindeki aylık değişikliklere bağlı bir durumdur.
Tavsiye: Bazı kontraseptif ilaçlar, premenstrüel aknenin etkisini hafifletebilirler.

Akneleri sıkmak, temizlenmesine yardımcı olur mu ?
Zaman zaman çok güçlü bir istek duysanız bile, sivilcelerinizi sıkmamaya çalışın. Sivilcelerin sertçe sıkılması deriye zarar verir, enfeksiyon ve enflamasyonun yayılma olasılığını artırır ve dolayısıyla iyileşmeyi geciktirir. Bazı durumlarda, kalıcı nedbeleşmeye yol açabilir. Kendinize engel olamadığınız durmlarda, sivilceyi nazik bir biçimde sıkın ve ardından birtakım dezenfektanlar sürün.

Aknenin kaybolması ne kadar zaman alır ?
Akne ile ilgili hemen her şey "olumsuzdur"-ve tedaviye yanıt vermesi için gereken zaman da buna dahildir. En etkili ürünlerde bile, herhangi bir ciddi ilerleme görmeniz için belli bir süre, bazen uzun bir süre geçmesi gerekir. Aknelerinizin temizlenmesi için genellikle birkaç aylık bir tedavi gerekir. Ayrıca akneye olan eğiliminiz devam ettikçe zaman zaman yeniden tedaviye gereksiniminiz olacağını da bilmelisiniz. Bu yüzden sabırlı olmayı deneyin, tedavinizi düzenli olarak uygulayın ve doktorunuzun önerilerini dinleyin.

Akne sadece ergenlik döneminde mi ortaya çıkar ?
Hayır, her ne kadar başlıca ergenlik çağındakilerin problemi olsa da, akne hem erken çocukluk döneminde hem de yetişkinlerde, hatta otuzlu kırklı yaşlarda bile görülebilir.

Giysiler akneyi etkileyebilir mi ?
Evet. Eğer vücudunuzda akne varsa, hafif giysiler giyin, yünlü ve sentetik malzeme gibi tahriş edici kumaşlardan kaçının. Akne bulunan bölgeler ile temas eden iç çamaşırlarınızı ve giysilerinizi çok temiz tutun.

22 Kasım 2009 Pazar

Astigmat Nedir Astigmat problemi

Gözün bir düzleminde yani simetrik olmayan vardır. veya hipermetroplukta gözün tüm düzlemlerinde eşyanlı olarak vardır. Böylece simetrik bir bulanık görme vardır. ise asimetrik bulanıklık oluşur. Örneğin kişi pinpon topunu yumurta gibi eğri görmektedir. Ayrıca çift görme, başta ağrı, çabuk yorulma, konsantrasyon kaybı gibi şikayetler de görülebilir.

Astigmatlık 2’ye ayrılır:


A- Regüler astigmatizma: camları ile düzeltilebilir ve kendi içinde üçe ayrılır.

a- Basit Astigmatizma (-1 ile 180 derece arası astigmatlık)
b- Kompoze Astigmatizma (-1 aks 90 derece arası astigmatlık)
c- Mikst Astigmatizma (+1, -2 , 180 derece arası astigmatlık)

B- İrregüler Astigmatizma: Bütün eksenlerde farklı kırılma derecesi vardır. camlarıyla düzelmez.

Tedavide silindirik ( tek düzlemde kırıcı) camlar kullanılır. Kontakt lensler yine aynı şekildedir. ve yöntemleri tedavisi yapılabilir.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Kırmızı Reishinin nedir.? faydaları nelerdir

2000 yıldan daha eski bir geçmişe sahip olan ya da bilinen adıyla mantarı Çin ve Uzakdoğu ülkelerinde ölümsüzlük bitkisi olarak adlandırılmaktadır. Japon ve Çin’de özel bir yere sahip olan bu mantarın bir çok adı vardır. Japonlar Reishi yada Mannentake (10000 yıl mantarı), Çinliler ve Koreliler veya Ling Chi (Ölümsüzlük Mantarı yada Ölümsüzlük Bitkisi) şeklinde adlandırmaktadırlar.

Aphyllophorales takımının, Polyporaceae (Ganodermataceae) familyasına ait, Bacidiomycetes sınıfında yer alan bir türdür. Latince’de “lucidus” parlak yada göz alıcı anlamındadır. Son yıllarda sadece Uzakdoğu’da değil dünyanın diğer bölgelerinde de tıbbi yararlarının farkedilmesi sebebiyle , ’un mantar meyvesi sık olarak üretilmektedir.
daha çok ılıman bölge mantarıdır. Nemli ve çok parlak bir yüzeyi vardır. Şapka rengi donuk kırmızıdan kırmızı kahverengine, bazen de siyaha yakın olabilmektedir. Porların bulunduğu alt kısım beyazdır. Sap
kısmı beyazdan sarıya, daha sonra kahverengine değişen renkli, yaklaşık 10 cm uzunluğa sahip bir yapıdadır. Tek yıllık bir mantardır.

Tıbbi yönden çok değerli olan mantarının, son yıllarda kolesterol düşürücü özellikleri ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Anti kolesterolemik etkisinin yanı sıra, anti tümör, iltihap reaksiyonunu engelleyici, trombosit kümelenmesini engelleyicilik gibi pek çok faydalı özelliklerinden dolayı, üzerinde çeşitli çalışmalar
yapılmaktadır. Ayrıca, anti-allerjen, antioksidant, analjezik, antifungal, antiviral, antiparazitik, antidiyabetik, immunomodulatör, hepatoprotektif, hipotensive ve hipertensive, seksüel gücü artırıcı, kan basıncını ve şekerini düşürücü özelliklerini de saymak mümkündür.

mantarının biyolojik etki yelpazesindeki genişlik, yapısında bulunan alkoloidler, aminoasitler, peptitler, inorganik elementler, steroidler, yağ asitleri ve organik asitlerin çeşitliliğine bağlanabilir. En önemli bileşenleri, önemli farmakolojik etkiler göstermelerinden dolayı, triterpenler ve polisakkaridlerdir.